Başınızın belası geldi yine. Özlemişim evimi ya, özlemem falan deyip gidiyorum her seferinde, zırıl zırıl ağlayarak dökülüyorum yollara yine de. Döndük efendim, döndük. Aslında hiç niyetim yoktu götümü kaldırıp da gelmeye, havalar güzel giderken denize giriyorduk ne güzel ama arkadaş bana iş ayarlayınca, oradakilerde gaz verince döndük mecburen. Tabii ben
emekli tatili yaptığım için pek öyle anlatacak bir şey yok. Sağ olsun,
Yejades mimlemiş beni; onu yazıvereyim de, zaman aşımına uğramış zavallı bilog gün yüzüne çıkıversin.
Bloguna neden bu adı verdin?-Önceden bilirsiniz, 'teoride sarhoş pratikte deli'ydi bilog başlığı. Onun sebebi belliydi zaten. SarhoşKedi'ninki de belli işte. Bir de kedilerle anılmayı seviyorum. Geleceğim gözlerinizin önüne geliyordur muhtemelen. 50 kedili, yaşlı, yalnız, deli, vs...
Blog yazarken star tiribiyle istediğin, olmazsa olmaz şeylerin?-Sigara yoksa düşüncelerimi toparlayamıyorum. İlla elim arada küllüğe, kahve fincanına falan gitmeli. Gözlüğümü takmazsam havaya kesinlikle giremiyorum, çok tiribik bir canlıyımdır o konuda. Elbette arka planda müzik olmak zorunda. Sessizlikte hacetimi bile gideremem ben.
En son satın aldığın garip şey?-Mutfak önlüğü. Bu sabah otobüse binmeden önce yerel bir marketten aldım. Garip bir obje değil ama bana garip. Gerçi ben onun mutfak önlüğü vasfına bakmadım tabii, üzerinde bilimum kahve çekirdeği, kupa ve kahveyle ilgili zımbırtılar olduğu için aldım. 3,5 liraydı. Para mı be!
Şeker gibi bir insan olduğun anlar?-Herhalde bu anları görebilmek için yirmi sene evveline gitmek lazım. Ben konuşmayı söktükten, yürümeye başladıktan sonra, kimse şeker olduğumu düşünmemiştir. Gerçi bir rivayete göre tıka basa doyduktan sonra şeker gibi olduğumu söylerler. Bilemiyorum, efsane gibi geliyor bana.
"Arkadaşım sormayın artık şunları!" dediklerin?-"Okumayacak mısın kızım sen, ne zaman evleneceksin, sevgilin var mı, iş bulup çalışmayı düşünmüyor musun, vs..." Son bir aydır başka şey duymadığım için, gına geldi.
Seksin sendeki rengi?-Pembe desem çok mu romantik olur? Kirli pembe ama, bekaret kanı gibi. Fantazi pembesi falan değil, oralara kaydırmayalım konuyu.
Aynaya baktığında gördüğün?-Bakmamaya gayret ediyorum.
Kendini okutan blog?-Düzgün Türkçeyle yazılmış blog. Yutulmuş sesli harfler
görmeye katlanamıyorum.
Blog sahibi/sahibesiyle karşılaşacağınız mekanlar?Her yerde karşına çıkabiliriz, okuyucu. Beni genellikle sessiz, sakin, rahat kafelerde, iki üç arkadaşımla sohbet ederken bulmanız mümkündür. Ya da kitap okurken bir bankın tepesinde. Gerçi alnımızda
blogcu yazmıyor ama sezgileriniz kuvvetliyse bulursunuz birimizi elbet. Rastgele!
Bu mim, kim yetişip de yazamadıysa ona gitsin. Ramazan ayı bitmeden sevaba girelim bari...
Not: Benim geri zekalı bilgisayarım format yedikten sonra temelli sapıttı. Teknik aksaklık sebebiyle gelen yorumları yayınlayamadım, kayboldular. Yorum sahiplerine sesleniyorum: Yine yazınız, beni dellendirmeyiniz. Hadi yaladım.